MİHRİBAN

Created with Sketch.


O bana mektup yazardı, ben ona yazamazdım. Elin kızının evine mektup mu gönderilir, ayıptır. Yaşadığı şehirde bir gazete çıkardı, ben o gazeteye şiirler yazardım. Herkes şiir diye okurdu ama Mihriban bilirdi ki kendineydi o mektuplar … (Abdurrahim KARAKOÇ )

Mihriban , aslında Leyla ile mecnun , Ferhat ile Şirin gibi halk arasında dolaşan efsaneleşmiş hikayelerden çok , yakın zamanda yaşanmış ve birinci ağızdan anlatılan ben ve benim gibiler sayesinde de yaşam boyu anlatılacak olan bir aşk hikayesidir.  Kavuşursan meşk olur , kavuşmazsan aşk olur diyenleri haklı çıkaran cinsten . Dinlediğimiz Mihriban türküsünün aslında Abdurrahim Karakoç’un sevdiği kadına yazdığı bir şiir olduğunu biliyor muydunuz ? 

Abdurrahim Karakoç henüz genç yaşlardayken köyündeki bir düğün için dışarıdan misafirler köye gelir. Ve gelenlerden biri de Mihriban’dır . Abdurrahim Karakoç, Kahramanmaraş’tan ailesiyle düğün için gelen bu genç kızı görür görmez aşık olur. Gidip tanışmak ister. Tanışırlar da.. 

Mihriban; şefkâtli, merhametli ve güler yüzlü demektir. Aşık olduğu genç kızda bu özelliklerin tümünü gören Karakoç ona “Mihriban” der.

Misafirlik sürdükçe Abdurrahim Karakoç ile kızın aşkı günden güne büyür.

Bir sabah komşusuna gider Abdurrahim Karakoç fakat bir bakmış artık Mihriban yok. Mihriban ailesiyle evine dönmüş.

Bu aşk Karakoç’u öylesi bir hale getirir ki yemeden içmeden kesilir, hayatı anlamsızlaşır.

Halini gören anne ve babası da Mihriban’ı bulmak için Maraş’a giderler, bulurlar da ama bu aşk pek mümkün değildir.

Mihriban’ın ailesiyle konuşur Karakoç’un anne ve babası, önce Mihriban için “yaşı küçük” derler. Sonra ısrarcı olduklarını gördüklerinde de Mihriban’ın nişanlı olduğunu söylerler.

Köylerine döndüklerinde bu durumu oğullarına kolayca anlatamazlar elbette. Abdurrahim Karakoç onların hallerinden bir şeylerin olduğunu anlar, anne ve babası da en son Mihriban’ın nişanlı olduğunu, evleneceğini söylerler.

Sonrasında “Bu evde o isim anılmayacak ve konusu geçmeyecek der!” Karakoç ancak adını yasakladığı aşkını kalbine yasaklayamaz. Aradan yıllar geçer, Mihriban’ın adı önce şiir sonra türkü olur. Türkü olunca da Mihriban dahil olmak üzere herkes tarafından duyulur.

Mihriban türküyü duyunca Abdurrahim Karakoç’a bir mektup yazar ve bu mektupta yalnızca “Unutmak kolay değil…” der.

Yıllardır aşkıyla bir başına kalmış Karakoç, bu mektubun üzerine bir şiir daha kaleme alır. Onda artık hislerini yılların olgunluğuyla birleştirir, tüm bu olanlar üzerine şu sözleri dile getirir:

Bazen aklıma düşüyor. Ben unutursun diyorum ama insan hiçbir zaman unutamıyor… O bir mektup üzerine yazılmıştır. Benim gönderdiğim bir mektuptan dolayı bir cevap aldım. “Unutmak kolay mı?” başlığı mektubun..

“Unutmak kolay mı? deme/Unutursun Mihriban’ım” diyorum. “Düzen böyle bu gemide/Eskiler yiter yeni de/Beni değil, sen seni de unutursun Mihriban’ım” diyorum…

Karakoç’un adını Mihriban koyduğu ölümsüz aşkı bugün bir sürü insanın ezbere bildiği; acılı, sancılı, ağrılı günlerinde dilinden düşürmediği bir türkü olarak kaldı geriye…


Abdurrahim Karakoç (1932-2012)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial